Bu arkadaşın böyle bir iddiası var:
Kerem Önder “Nefs, bir puttur ve nefsine boyun eğen, puta tapmış olur!” / Kerem Önder”
Nefs bir putsa ozaman her günah şirktir bu anlayışa göre. Oysa ehli-Sünnet itikadına göre ameller imandan bir cüz degildir, günahlar insanı kafir yapmaz, yani günah işledi diye dinden çıkmaz, günah işlemek şirk değildir, ama nefse boyun eymemek için MÜCAHADE etmek gerekir.
“Nefs bir put” ifadesi, Hz. Mevlâna’nın tasavvufi öğretisinde, insanın içindeki aşırı arzu, haz ve şehvet merkezi olan nefsin, Allah’a giden yolda en büyük engel (put) olduğunu vurgular. Putların anası sayılan nefis, put yılan ise, nefis ejderhadır; yani kontrol edilmezse insanı manevi ölüme sürükleyen en tehlikeli güçtür.
Nefis-i Emmâre’nin Gücü: Nefis, dünya metasına, paraya ve makama ulaştığında, uyuşuk halinden (yılan) çıkıp, zalim bir canavara (ejderha) dönüşebilir.
İnsan ve Nefis: İnsan, bedeni ve canı ile bir bütündür; nefsini terbiye ederek (nefs-i mutmainne) gerçek hakikate ulaşması hedeflenir.
Bu anlayışta nefis, sürekli dünyevi zevkleri arzulayarak kişiyi yaratıcısından uzaklaştırdığı için bir “put” gibi tapınılan (merkeze alınan) en büyük engel olarak görülür.
https://kulliyat.semazen.net/put-m-sait-karacorlu/
İmam-ı Gazali Mükaşefetü’l-Kulüb eserinde nefis için şunları yazmıştır: Nefis gerçekte bir puttur. Nefsine kulluk eden gerçekte puta kulluk etmektedir. Allah’a c.c. ihlasla ibadet eden kişi de nefsi tepelemiş demektir.
İmam-ı Gazali ona boyun egen demiyor, ona kulluk eden diyor, o ne isterse hemen yerine getiren, onun istekleri icin yasayan nefsi emmare mertebesindekilerden bahsediyor….https://www.veramuhabbetdergisi.com/tasavvuf-ilminin-fazileti
Şirk dışındaki büyük günah işleyen kişi dinden çıkmıyor
Ehl-i sünnetin dışında kalan Mutezile mezhebi ve Haricilerin bir kısmı, “büyük günah işleyenlerin kâfir olacağını veya imanla küfür ortasında kalacağını” söyler ve bunu şöyle izah etmeye çalışırlar:
“Büyük günahlardan birini işleyen bir müminin imanı gider. Çünkü Cenab-ı Hakk’a inanan ve cehennemi tasdik eden birinin büyük günah işlemesi mümkün değildir. Dünyada hapse düşme korkusuyla kendini kanun dışı yollardan koruyan birinin, ebedi bir cehennem azabını ve Cenab-ı Hakk’ın gadabını düşünmeyerek büyük günahları işlemesi, elbette onun imansızlığına delalet eder.”
İlk bakışta doğru gibi görünen bu hüküm, insanın yaradılışını bilmeyen sakat bir düşüncenin mahsulüdür. Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri, bu sorunun cevabını Lem’alar adlı eserinde şu şekilde vermektedir:
“… İnsanda hissiyat galip olsa, aklın muhakemesini dinlemez. Heves ve vehmi hükmedip, en az ve ehemmiyetsiz bir lezzet-i hazırayı (el altında bulunan hazır bir lezzeti), ileride gayet büyük bir mükafata tercih eder. Ve az bir hazır sıkıntıdan, ileride büyük bir azab-ı müecceleden (sonradan gelecek, tehir edilmiş bir azaptan) ziyade çekinir. Çünkü tevehhüm ve heves ve his, ileriyi görmüyor. Belki, inkâr ediyorlar. Nefis dahi yardım etse, mahall-i iman olan kalb ve akıl susarlar, mağlup oluyorlar.”
“Şu hâlde; kebairi (büyük günahları) işlemek, imansızlıktan gelmiyor, belki his ve hevesin ve vehmin galebesiyle, akıl ve kalbin mağlubiyetinden ileri gelir.”
Evet, Bediüzzaman Hazretleri’nin ifade ettiği gibi, insanın yaradılışında, cennetin akıl almaz lezzetlerini çok ötelerde görmesi ve bu yüzden onları ikinci plana atıp, hemen eli altındaki günah lezzetlerine meyletmesi gibi bir özellik vardır. Çok acıktığı için kendisini en yakın lokantaya atan bir adamın, ısmarladığı iki porsiyonluk döner on-on beş dakika gecikeceği için hemen eli altında bulunan kuru ekmeği kemirmeye başlaması ve midesinin yarısını onunla doldurması, bu sırdandır.
Yine Bediüzzaman’ın dediği gibi, insan bir ay sonra gireceği bir hücre hapsinden çok, hemen yemek üzere olduğu bir tokattan korkar. Yani bu hissiyata göre cehennem azabı, onun için çok uzaktır ve Allah da zaten affedicidir.
İşte insan, bu mülahazalarla imanlı olmasına rağmen, günahlara meyleder ve nefsinin de desteklemesiyle içine düşebilir. Evet büyük günahları işlemek, imansızlıktan gelmez. Fakat o günahlar, tövbe ile hemen imha edilmezse, insanı imansızlığa götürebilir. Bu konuda yine Bediüzzaman’ı dinleyelim:
“Günah kalbe işleyip siyahlandıra siyahlandıra, ta nur-u imanı (iman nurunu) çıkarıncaya kadar katılaştırıyor. Her bir günah içinde küfre (Allah’ı inkara) gidecek bir yol var. O günah, istiğfar ile çabuk imha edilmezse, kurt değil belki küçük bir manevi yılan olarak kalbi ısırıyor…”
https://sorularlaislamiyet.com/sirk-disindaki-buyuk-gunah-isleyen-kisi-neden-dinden-cikmiyor
Büyük günah işlemek insanı kâfir yapmaz
İslam Tarihinde en fazla tartışlan konulardan biri mürtekib-i kebire, yani büyük günah işleyenin durumu olmuştur. Haricilere göre, büyük günahlar insanı kâfir yapar, böyle günahları işleyenler ebedi cehennemliktir. Yine onlara göre iman-küfür ortası yoktur ve amel imandan bir cüzdür. Günümüzde de bazıları -her ne kadar “biz hariciyiz” demeseler de- aynı zihniyete sahiptirler.
Bu konuda şu esaslara dikkat çekmekte fayda görüyoruz:
– İnsan günaha meyilli bir varlıktır. Nefsine mağlup olup şeytanın peşinden gitmeye müsaittir. Ama tövbe kapısı can boğazdan gidinceye kadar açıktır. Dolayısıyla, günaha girenin kâfir olduğunu kabul etmek ağır bir hükümdür. Günahkâr mümine “kâfir” değil “fasık” adı verilir.
– Ebedi cehennem kâfirler içindir. Günahları sevaplarından fazla olan bir mümin, cehennemde ebedi kalmaz, cezasını çektikten sonra çıkar.
İman bir ağacın köklerine, amel de onun meyvelerine benzetilebilir. Kökler zayıfsa meyveler az ve cılız olur. Onun gibi, amelde noksanlık imanın zayıf olmasına delalet eder. Mesela nice içki içen kimse vardır ki bu halden kurtulmak ister, kalben pişmanlık duyar, “Allah’ım, beni bu halden kurtar.” diye yalvarır. Böylelerine “kâfir” deme hakkımız yoktur. Ama eğer bir insan hiç pişman olmadan gönül rahatlığıyla büyük günahları işliyorsa, bunun imandan nasibi olmadığı ortadadır.
– Nefis ve şeytana mağlup olup günaha girmek insanı kâfir yapmaz, ama o günahın günah olduğunu inkâr etmek insanı küfre sokar. Sözgelimi içki içen bir insan, içki içmesinden dolayı kâfir olmaz. Ama içki içmeyen birisi “İçki haram değildir.” dese küfre düşer. Çünkü içkinin haram oluşu ayetle sabittir. Kur’an’ın herhangi bir hükmünü kabul etmemek ise, insanı dinden çıkarır.
https://sorularlaislamiyet.com/buyuk-gunah-islemek-insani-kafir-yapar-mi
“İman eden ve salih ameller işleyenleri cennetler ile müjdele!” (Bakara, 2/25)
Haricîler, “Amel imandan bir cüz’dür.” diyerek, günah işleyenleri tekfîr ederler, onların küfre düştüğüne inanırlar. (Ebu Zehra, Tarîhu’l-Mezahibi’l-İslâmiyye, I, 71-73) Onlara göre, mesela içki gibi Allah’ın açık bir şekilde yasakladığı bir hükmü yok sayıp içmek, imanla asla bağdaşmaz.
Bu meselede şu noktalara dikkat çekmek isteriz:
– İman ayrı, amel ayrıdır. İman varsa amel de olmalıdır, ama olmadığında bu illa imansızlık anlamına gelmez, imanın zayıflığına veya nefse mağlubiyet gibi durumlara delalet eder. Mesela “Sigara sağlığa zararlıdır.” ifadesi tıbbî bir hükümdür ve bunu en iyi bilenler doktorlardır. Bununla beraber onlardan sigara içenler de çıkabilmektedir. Sigara içen doktorlar üstteki hükmü inkâr ettiklerinden değil, başka sebeplerle onu içmektedir. Benzeri bir durum, amelde kusuru ve ihmali olan ehl-i iman için geçerlidir.
– Amel imandan bir cüz değil, imanın kemâlinden bir cüz’dür. [Taftezani, Saduddin, Şerhu’l- Akaid, (Haşiyetu’l – Kestelli ile beraber), Salah Bilici Kit. İst. 1973, V, 197; Yazır, Hak Dini Kur’ân Dili, I, 183] Yani amelin iyi ve fazla olması, imanın sağlam olduğuna bir delildir.
– Üstteki ayette görüldüğü gibi, Kur’an-ı Kerîm’de pek çok ayette iman ve salih amelin yan yana zikredilmesi, ikisinin farklılığına bir delildir. (Taftezani, Şerhu’l-Akaid, V, 195)
– İman, en hayatî ve “olmazsa olmaz” türünden bir cevherdir. Salih ameller ise bu imanın göstergeleridir. Ameline dikkat eden birinin imanı da kuvvetlidir, kâmildir.
– Ameli terk eden mümin, bundan dolayı elbette günahkâr olur. Ama unutulmamalıdır ki, günahkâr mümine kâfir değil fasık denir.
– “Ben Allaha inanıyorum.” diyen biri, Onun emrettiği amelleri yapmaktan geri durmamalıdır…
https://sorularlaislamiyet.com/amel-imandan-bir-cuz-mudur
Ehl-i sünnet itikadında olmak için, amelin imandan ayrı olduğuna inanmak şarttır!
Ehli sünnet âlimlerine göre amel, imanın parçası ve rüknü değildir. Bu sebeple bütün dini esasları kalpten benimsemiş fakat çeşitli sebeplerle bunların gereğini yerine getirmemiş veya yasakları çiğnemiş olan kimse, işlediği günahı helal saymadığı müddetçe günahkâr mümin sayılmıştır. Amelin, imanın parçası olmadığı konusunda ileri sürülen deliller şunlardır:
a. Kur’an-ı Kerim’de
اِنَّ الَّذِينَ آمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ…
“İman edenler ve salih amel işleyenler…”(Bkz.Bakara Sûresi, 277; Yunus Sûresi,9; Hud Sûresi,23; Ankebüt Sûresi, 7, 9; Lokman Sûresi,8; Fatır Sûresi,7) şeklinde başlayan pek çok ayet vardır. Bu ayetlerde iman edenlerle salih amel işleyenler ayrı ayrı zikredilmiştir. Eğer amel, imanın bir parçası olsaydı, “iman edenler” denilince, bir de “salih amel işleyenler” demeğe gerek kalmazdı. Çünkü “Ali geldi” dediğimizde Ali’nin birer parçası olan el, ayak ve başı zikretmiyor, “Ali ve ayakları, elleri ve başı geldi.” demiyoruz.
b. Bazı ayetlerde iman, amelin geçerli olabilmesi için şart kılınmıştır. Mesela: “Her kim mü’min olarak helal olan işlerden yaparsa, artık o, ne zulümden ne de hakkının çiğnenmesinden korkar.”(Taha Sûresi, 112) buyrulmuştur. Burada iman amelin şartıdır. Eğer iman ile amel aynı şey olsaydı veya amel, imanın parçası olsaydı o zaman iman ile amel ayrı ayrı zikredilmeyecekti.
c. Bazı ayetlerde büyük günahın imanla birlikte bulunabileceği zikredilmiştir. Bunlardan birinde:
“Eğer mü’minlerden iki grup birbiriyle vuruşurlarsa aralarını düzeltin…”(Hucurât Sûresi, 9) denilmiş, büyük günah sayılan öldürme fiilini işleyen kişilerden “mü’minler” diye söz edilmiştir. Eğer amel, imanın parçası olsaydı bu kişiler işledikleri adam öldürme suçundan ötürü dinden çıkar, kâfir olur ve dolayısıyla âyeti kerimede “mü’minler” olarak anılmazlardı.
d. Asr-ı Saadet’ten itibaren büyük din âlimleri kalbinde imanı bulunduğu ve bunu diliyle söylediği halde iyi amelleri işlemeyen veya bazı yasakları çiğneyen kimseleri – yaptıklarını helâl ve meşru olduğunu iddia etmedikleri sürece – günahkar mümin saymışlardır. Onların diğer Müslüman muamelesi görmesine karşı çıkmamışlardır. Böyle kimselerin günahkar mümin oldukları konusunda fikir birliği (icma) oluşmuştur.
Kaynak: İslam Akaidi, Erkam Yayınları
İman Artıp Eksilir mi? Amel İmandan Bir Cüz müdür Değil midir?
Ehli Sünnet İmanın artıp azalması meselesinde 2 görüş halinde ayrılmış malum. Hanefî & Matûrîdî ekolüne göre ameller imandan bir cüz değildir, iman amele bağlı olarak artıp eksilmez. İmanın artıp eksilmemesi “iman edilecek hususlar artmaz, eksilmez” anlamındadır, yani diyelim ki bizi İslâm dairesi içerisine sokan on tane hususa iman etmek zorundaysak, bunların dokuzuna iman edip bir tanesine iman etmemek olmaz, bu hususlar artmaz, eksilmez, dokuz tane ise dokuz tanedir, altı tane ise altı tanedir.
Bu itibarla iman artmaz eksilmez ama bu imanın gücünün, etkisinin, artıp eksilmeyeceği anlamına gelmez, imanın kuvvetlenmeyeceği zayıflamayacağı anlamına gelmez. Meseleyi böyle almak, böyle anlamak lazım.
Diğer bir ekole göre ise, ki bunların başında Hadîsciler geliyor, Hicaz ekolü bunların arasında, onların da bir kısmı diyor ki; “İman artar fakat eksilmez” , bir kısmı da “hem artar, hem eksilir” diyor, bu ameller itibariyledir. Yani zaman zaman kimi rivâyetlerde amellerin iman olarak ifade edildiğini daha önceki seminerlerimizde görmüştük.
Bu itibarla “bir kimsenin ameli azaldıkça İmanı da azalır, ameli arttıkça imanı da artar” diyor bu ekol. Fakat bu görüşler birbirine zıt değildir, öyle anlaşılmamalıdır. Yani sonuçta mesele gelip lafzî bir ihtilâfa dayanıyor, çünkü “amel imandan bir cüzdür” diyenlerin hiçbirisi mesela “tembelliğinden ötürü namaz kılmayan yahut oruç tutmayan kimse mürted olur, dinden çıkar” dememişler, bu çok önemli bir ayrıntıdır.
Bunu Enverşâh el-Keşmîrî merhum “Feyzû’l-Bârî” isimli Buhârî şerhinde çok güzel tahkik etmiş, arapça bilen kardeşlerin bu mesele hakkında o eserden faydalanması çok faydalı olacaktır.
Ebubekir Sifil Hoca
(Mişkâtû’l-Mesâbih 11. sohbetten…)
Amel imandan parça değildir… https://dinimizislam.com/detay.asp?Aid=6490
Deutsch
Günahsız insan yoktur, günah işleyeceğini bilen biri nasıl tövbe etmeli?
Soru: Günahsız kul olmaz, her insan günah işleyebilir ama diğer yandan tövbenin şartı günah işlememeye karar vermektir. Peki ozaman günah işleyeceğimizi bile bile nasıl tövbe edilir? [...]
Bin kere aynı günaha tövbe edip bozan, bin kere yolculuğa çıkıp yolda aynı engele takılana benzer. Akıllı olan tekrar olmaması için sebebini araştırır, tedbirini alır ve farklı bir yol dener…
Tövbe, o günahı bir daha işlememeye azmetmektir. Tövbe, insanı günahla barışık yaşamaktan kurtarıp, sürekli Allah’a yönelten bir süreçtir. Önemli olan, günah işlemek değil, günahta bile bile [...]
Bir tövbe bozulduğunda kendini salıvermenin sebebi nedir?
Soru: Bazen insan tüm günahlara tövbe ettiği halde bir bataklığa düştüğü zaman ‘nasılolsa başaramadım’ düşüncesiyle o bataklığa tamamen dalıyor, mesela harama bakmamaya karar veriyor, özellikle fuhuş [...]
Günahla Manevi Yükseliş…
İNSAN GÜNAH işleyebilen bir varlık. “Benim günah işlemem mümkün değil” diyebilen hiç kimse bulunmuyor. Her insan, şu veya bu şekilde, az veya çok, günah çukuruna yaklaşıyor, [...]
Sıkıntıdan Kurtulmak İçin Okunacak Dualar, Yunus Aleyhisselam’ın Duası…
“La İlahe İlla Ente Sübhaneke İnni Küntü Minezzalimin” Duası Hz. Yunus’un (a.s.) balığın karnında iken okuduğu dua ile ilgili hadis ve duanın fazileti. ذُو النُّونِ (Zünnûn), [...]
Günahların alışkanlık haline gelmesi neden tehlikeli ve bundan nasıl kurtulunur?
Günahların alışkanlık haline gelmesinin temel tehlikeleri şunlardır: Özetle, günahı alışkanlık edinmek, manevi hayatta geri dönülmesi zor bir yola girmek ve kişinin hem dünyasını hem de ahiretini [...]
Bir insan haramlardan sakınsa, sevap da mı kazanır? Günahı terk eden, ibadet etmiş olur mu?
Fıkıh kaideleri: Haramdan kaçmanın sevabı, farzları yapmanın sevabından daha fazladır. Haramdan kaçmak, farzı yapmaktan önce gelir… Soru Detayı – Bir insan Allah korkusundan haramlardan sakınsa sadece [...]
Farz Namazları aslında İki Rekat mıdır?
İslam alimlerinin büyük çoğunluğuna (icma) göre, mukimken (yolcu değilken) farz namazlar öğle, ikindi ve yatsı için 4, akşam için 3, sabah için 2 rekat kılınır. Kur’an-ı [...]
Sünnet namazları kılmak şirk midir?
Genel Ehli Sünnet alimlerine göre, Peygamber Efendimizin (s.a.v.) sünnetine uymak şirk değil, aksine Allah’ın emrettiği bir ibadet ve itaattir. Sünnet, Kur’an’ın yaşanmış hali kabul edilir ve [...]
Bağımlılık derecesinde alışkanlık haline gelmiş bırakılamayan günahların tövbesi nasıl olur?
Bu soruyu sorularlaislamiyet sitesine sormuştum. Verilen cevabı yetersiz bulunca soru cevap şeklinde yazışmalarımız devam etmişti, bu yazışmayı ve konuyla ilgili tüm araştırmalarımı buraya ekliyorum… Öncelikle bağımlılığı [...]
Allah hayvanların parçalanmasına neden izin veriyor? Suçsuz oldukları halde neden acı çekiyor?
“Masum, suçsuz, zavallı hayvanların başına gelen musibetler Allah’ın adaletine ters gelmiyor mu? Ne dersiniz Hocam?” Meseleye “fıtrî şeriat”ın kanunları açısından bakılırsa büyük ölçüde anlaşılır. Fıtrî şeriat [...]
Yolsuzluk malından sadaka olmaz !
Yağmaladıkları kamu malıyla güya hayır hasenatta yapıyorlar. Yolsuzluk malından sadaka olmaz ! Bu ifade, Prof. Dr. Ayhan Tekineş tarafından sosyal medya platformlarında ve video içeriklerinde dile [...]
Önüne gelene ‘hain, alçak, namussuz’ diyen birine tebliğci denebilir mi?
İsmini ve fotoğrafını kapatarak yazdıklarını gösterip anket yapsanız sonuç şöyle çıkar: Tipik bir AKP trolü. Dini terminolojinin üstüne boca edilmiş milliyetçilik sosu, kaba bir dil, önüne [...]
Kur’an-ı Kerim sureleri günümüzde neden nüzul sırasına göre sıralanmamıştır; günümüzdeki sıralama neye göre yapılmıştır?
Kur’an-ı Kerim’in iniş (nüzul) sırasına göre değil de günümüzdeki tertibiyle (Mushaf sırası) kitaplaşması, vahiylerin kronolojik bir tarihçe değil, ilahi hikmet, konu bütünlüğü ve konu odaklı bir [...]
Bir mürşide intisap etmeden kendimize göre zikir çekebilir miyiz?
Tek başına zikir çekmek İslamiyet’te caizdir ve oldukça faziletli bir ibadettir . Kur’an-ı Kerim’de Allah’ı ayaktayken, otururken veya yatarken zikredenler övülmüştür, bu da zikrin her an [...]
Kaza namazı hangi vakitlerde kılınabilir, belli bir vakti var mıdır?
En doğrusu ve en kurtarıcısı, namazın borcundan kurtulmaktır. Üç kerahet vakti dışında nerede ve ne zaman olursa olsun, bir vakit, bir günlük gibi ayrıntılara girmeden kaza [...]
Peygamberimiz’in bazı kötü amelleri işleyenlere lanet etmesi ne anlama geliyor?
Soru Detayı Imam Gazali “Dilin Afetleri ve Lanet” konusu açıklanan bir eserinde şunları yazıyor: “Lanet,” ‘Allah kâfiri, lanetin sebebi olan küfür üzerinde sabit kılsın.’ demek gibidir. [...]
İrademize yenik düşüp nefsimizin hevasına uyarak günah işlediğimizde kuranda ve hadislerde belirtilen “Hevasını ilâh edinen” lerden olup şirk suçumu işlemiş oluyoruz?
Soru Detayı: Günah nefsine yenik düsüp hevasına/tutkularına boyun eğmektir! Günahin manasi budur ve her mümin günah isleyebilir,bu ehli-sünnet ölcülerine göre sabittir! ben böyle biliyorum. Fakat Kuranda [...]
“HEPSİ BENİM”… Hayra vesile olan o hayrın sahibimidir? O hayırdan menfaatlanma hakkına sahibmidir?
Soru: Hayra vesile olan o hayrın sahibimidir? O hayırdan menfaatlanma hakkına sahibmidir? 2 kisi 15 yil önce bir isyeri acti, kimin patron oldugu belirlenmedi, sözlesmeye göre [...]
Gerçek fedakârlık; bugün neyi Allah için verebildiğimizle ölçülür !
İnsan bazen büyük sözler söyler… Ama mesele söz değil, yaşadığımız hayattır. Gerçek fedakârlık; bugün neyi Allah için verebildiğimizle ölçülür. Uykumuzdan, vaktimizden, paramızdan… Neyi feda edebiliyoruz? Çünkü [...]
Üzerinde çok fazla kaza namazı borcu olanlar hergün bir günlük kaza namazı yerine yarım günlük kılabilirmi?
Azda olsa, önemli olan devamlılıktır ! Tüm ehli-sünnet mezhepleri kaza namazı olanların geçmiş namazlarını bir an önce kaza etmelerinin (kılmalarının) esas olduğunu, mazeretsiz olarak namazı kasten [...]
Kur’an ve Sünnet Işığında Cariyeler ve Sömürülen Cinsellikleri
İslam’da Kölelik ve Cariyelik – Ali Rıza DEMİRCAN Kitabın özeti: Kurduğu Savaş Esirliği Sistemi ile gücü kırılan ve stratejik hedefleri tahrip edilen düşmandan esir alınmasını onaylayan [...]
Pornografi Bağımlılığı Kendiliğinden Geçmeyecek
‘Allah’ım sükunet bulacağım eşim yokken cinsel arzularımın şiddetlenmesinden sana sığınırım.’(Ebu’d-Derda r.a) İstenmeyen cinsel davranışlarla mücadele edenlerin yaptıkları genel hatalardan biri bu davranışları herkesten gizlemek ve bu [...]
Yatsı namazının vakti ne zamandır? İmsak vakti ne zaman girer? Vaktin girdigi yerde takdir olmaz!
‘Şafak kırmızılıktır, kırmızı şafak kaybolunca yatsı namazının vakti girer. İmsak vakti, beyazlığın ufuk üzerinde ilk görüldğü vakittir.‘ Nemâzın sahîh olması için, hem vaktinde kılmak ve hem [...]
Her belaya uğrayan kötü değildir, aksine…
İnsanlara bela, iki sebepten gelir. Ya işlediği günahlar yüzünden veya günahsız da olsa derecesinin yükselmesi için. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:(Küçük-büyük her musibet, affedilecek bir günah veya [...]
Ölmeden önce öleni Allah diriltir
Kim bu diinyanın perdelerinden ve karanlık vasıflanndan sıyrılarak iradi ölümü tadabilirse, Allah onu kendi yardımıyla tekrar diriltir. Kim bu diinyanın perdelerinden ve karanlık vasıflanndan sıyrılarak iradi [...]
Nefs, bir putmu? Nefsine boyun eğen, puta tapmış olurmu?
Bu arkadaşın böyle bir iddiası var: Kerem Önder “Nefs, bir puttur ve nefsine boyun eğen, puta tapmış olur!” / Kerem Önder” Nefs bir putsa ozaman her [...]
Mastürbasyon Yapmanın Hükmü – Porno izlemek günah mıdır?
Mastürbasyon her zaman haram değildir… Mastürbasyon Yapmanın Hükmü Mastürbasyon Yapmak Günah mı.? Müstehcen Filmlerin Zararları Porno izlemek günah mıdır? Ali Rıza Demircan Yani diyorki, izlemek dahil [...]
Günahtan kaçmak sevaptan önce gelir – Haramı Terk Etmek Farzdır
Günahtan Kaçınmak farzlardan Öncemi Gelir? Günahi terk etmek ibadet etmekten önceliklidir diye biliyorum. Bu eger dogruysa bunu mesela namaz acisindan nasil degerlendirmeliyiz. Namaz ibadetini terk etmekte [...]
Onlar, yaptıklarında bile bile ısrar etmezler
Yüce Rabbimiz, Kur’ân-ı Kerîm’de müminleri “Onlar çirkin bir şey yaptıkları veya kendilerine kötülük ettikleri zaman Allah’ı hatırlarlar da hemen günahlarının bağışlanmasını dilerler. Zaten günahları Allah’tan başka [...]