Haramdan sakınmak mı, yoksa farzı yapmak mı daha sevabdır?
Bir haramdan sakınmanın sevabı, bir farzı yapmanın sevabından kat kat çoktur. Haramdan sakınmak, farzı yapmaktan önce gelir. Zararlardan kaçmak; faydalı şeyleri yapmaktan daha önce gelir. Mekruhtan sakınmak, sünnet işlemekten önce gelir. Günahtan kaçmak ibadet yapmaktan önce gelir.
Haramı terk eden farz sevabı alır, zira haramı terk etmek de farzdır. Haramı işleyen haram günahı aldığı gibi, haramı terk eden ve yapmayan da farz sevabı alır.
Özetle, haramı terk eden ve yapmayan bir Müslüman farz sevabı alır. Farzı yerine getirmek de haramı terk etmek de sürekli ibadet etmektir, sevap kazanmaktır.
Aslında her ibadeti yapmanın ve her haramı terk etmenin sevap ve mükafatı farklıdır. Bunlar kişinin içinde bulunduğu duruma göre de artabilir. Ancak özellikle büyük günahlardan sakınmak, ibadetlerden daha da önceliklidir. Bu nedenle haramlardan sakınmayı öne almakla beraber farzları da zamanında yapmak gerekir. Zehirden kendini koruyan bir kimsenin, susuz ve yemeksiz yaşaması düşünülemez. Haramları terk etmek ruhumuzu zehirlerden koruması, ibadetleri yapmak da ruhun havasını ve suyunu alması gibidir.
Bilindiği gibi “Zararları gidermek, maslahatları celb etmekten evladır.” diye meşhur bir fıkıh kaidesi vardır. İslâm’ın yasaklara gösterdiği itina, emirlere gösterdiği itinadan daha büyüktür.
Hz. Peygamber (asm) bir hadîsinde şöyle buyurur:
“Size herhangi bir şeyi yasakladığım zaman ondan kesinlikle sakınınız, bir şeyi emrettiğimde de onu, gücünüz yettiği ölçüde yerine getiriniz.” (Buhârî, İ’tisâm 2; Müslim, Hac 412, Fezâil 130-131)
https://sorularlaislamiyet.com/haramdan-sakinmak-farz-mi
https://sorularlaislamiyet.com/haramlari-terketmek-mi-yoksa-helalleri-yapmak-mi-daha-sevaptir-0
Dinimizde, günahtan kaçınmak, sevap kazanmaktan önce gelir. Hadis-i şerifte buyuruluyor ki:
(Az bir haramdan kaçmak, 80 bin nafile hac sevabından efdaldir.) [Deylemi]
Bir hadis-i şerifte, (Çok az bir günahtan kaçınmak, bütün cin ve insanların [nâfile] ibadetleri toplamından daha iyidir) buyuruluyor.
Her günah, Allahü teâlâya isyan olduğundan, büyüktür; fakat bazısı, bazısına göre küçük görünür. Bir küçük günahı yapmamak bütün cihanın nafile ibadetlerinden daha sevabdır, çünkü nafile ibadet yapmak farz değildir. Günahlardan kaçınmaksa farzdır. (Rıyad-un-nasıhin)
Günah işlemeyi düşünmek, işlemeye niyet etmek, karar vermek günah olmaz, yapmak günah olur. Günah işlemeye karar verip bir kere yaparsa, ısrar olur. Hiç yapmazsa, devamlı yapmaya kasd etmesi, karar vermesi ısrar olmaz. Devamlı yapmaya karar verip ve işleyip de pişman olur, terk ederse ısrar olmaz. Tekrar yapıp yine tevbe ederse, ısrar olmaz. Günde çok kere yapıp, her birinden sonra tevbe etmek, ısrar olmaz.
Tevbe ederken, günah işlediğine pişman olup üzülmek ve günahtan hemen vazgeçmek ve bir daha yapmamaya karar vermek şarttır. Bu üç şartı yapmadan, yalnız dil ile tevbe etmek, yalancılık olur. Küçük günahta ısrar etmek, büyük günah olur, büyük günahı bir kere yapmaktan daha büyük olur.
https://dinimizislam.com/detay.asp?Aid=2540
Deutsch