Yüce Rabbimiz, Kur’ân-ı Kerîm’de müminleri “Onlar çirkin bir şey yaptıkları veya kendilerine kötülük ettikleri zaman Allah’ı hatırlarlar da hemen günahlarının bağışlanmasını dilerler. Zaten günahları Allah’tan başka kim bağışlayabilir ki? Onlar, yaptıklarında bile bile ısrar etmezler.” diye tarif etmektedir.
Âl-i İmrân suresi, 3:135
Günahta ısrar demek, hiç pişman olmadan, Allahü teâlâdan çekinmeden günah işlemeye devam etmektir. Üç hadis-i şerifi âlimler nasıl açıklamışsa bildirelim:
Bir insan yıllarca içki içmiştir, tesettüre riayet etmemiştir. Bir gün yaptığı günahlara pişman olur, bir daha aynı günahı işlemezse, Allahü teâlâ onun bu günahlarını affeder, hiç günah işlememiş gibi olur. Bunun için Peygamber efendimiz, (İstigfar eden, hiç günah işlememiş gibi olur) buyurdu. (İbni Mace)
İnsan bu, günahı terk ettiği halde, kötü arkadaşlara veya nefsine uyarak aynı günahı işlese, sonra pişman olsa, tekrar tevbe etse, aradan bir müddet geçtikten sonra yine nefsine veya şeytana uyup aynı günahı işlese, tekrar pişman olup bir daha işlemeye tevbe etse, tevbesi yine makbul olur. Yani ben bu günaha kaç kere tevbe ettim ve yine işledim, artık Allah beni affetmez diye Allah’tan ümit kesmek caiz değildir. Onun için Hazret-i Mevlana, (Bin kere tevbeni bozsan da yine gel, bu kapı ümitsizlik kapısı değildir) buyuruyor. Peygamber efendimiz de, aynı anlamda, (İstigfar eden, günde 70 defa aynı günahı işlese ısrar etmiş sayılmaz) buyuruyor. (Tirmizi)
Bazı kimseler de, içki içmeye veya başka günaha hiç çekinmeden devam ederler, bu arada, (Ya Rabbi, hep sana isyan ediyoruz, sen çok affedicisin, bizi de affet) derler. Bu af dilemek, özür dilemek değildir. Evet Allahü teâlâ af dileyeni kabul eder ama, bu af dilemek değildir. Bir daha yapmam diye yalvarmak af dilemektir. Günahtan vazgeçmeden af dilemek edepsizlik olur. Onun için Peygamber efendimiz, (Günahı bırakmadan istigfar eden, Allahü teâlâ ile alay etmiş olur) buyuruyor. (İbni Asakir)
https://dinimizislam.com/detay.asp?Aid=2553
Günahta ısrarcılar, o günaha tövbe etmeyenlerdir.
Allah’ın affının olduğu kesindir. Ancak Allah’ın her günahı ve herkesin bütün günahlarını affedeceğine dair bir sözü yoktur. Sadece samimi yapılan makbul bir tövbeden sonra af sözü vardır.
Bir insanın, tövbe edip, günahtan vazgeçmekle beraber, daha sonra yine nefsin ve şeytanın tuzağına düşerek aynı günaha dönse, yapacağı şey yine tövbe etmektir. Böyle bir kimsenin o günahı terk etmesi, onun o andaki samimiyetini gösterir. Daha sonra aynı günahı işlemesi, o eski samimiyetine ters düşmez..
Nitekim, bir hadis-i şerifte rivayet edildiğine göre, Peygamberimiz (asm): “Samimî olarak tövbe, istiğfar eden kimse, -günde yetmiş kez dönse bile, yine de- günahta ısrar etmiş sayılmaz.” buyurmuştur.(İhya,1/312; 4/47).
Bu hadisi, Ebu Davud, Salat, 361, Vitir, 26 ve Tirmizî, Daavat, 106’da rivayet etmiştir.
Alimler ilgili hadisi şöyle açıklamışlardır:
Bir kimse işlediği bir günaha tövbe ettiği takdirde, aynı günaha dönüp tekrar işler veya bir başka günahı işlerse, her seferinde tövbe de ediyorsa, bu kimse, bir günde ne kadar çok aynı günaha dönerse dönsün, yine de günahta musır yani ısrarcı sayılmaz. Musır, işlediği günahlara istiğfar etmeyen, pişman olmayan kimsedir. Israr ise, çok günah işlemek demektir. İbnu Melek, ısrar, günah üzerinde sebat etmek, aralıksız günah işlemeye devam etmektir, der.
Ayrıca, Allah’ın affından ümit kesilmeyeceği, işlemekte olduğu günahlardan kesin bir dönüşe azmetmiş olan kimseye Cenâb-ı Hakk’ın kapısının her an açık olduğu, böyle bir tövbenin kabul edilmesine, önceden işlenen günahların çokluğunun, büyüklüğünün veya çeşitliliğinin bir engel teşkil etmeyeceği ifâde edilmektedir.
Nitekim âyet-i kerimede şöyle buyurulmuştur:
“Ey kendilerinin aleyhinde (günahta) haddi aşanlar! Allah’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin… Çünkü Allah, bütün günahları affeder.” (Zümer, 39/53)
Demek ki, Nasuh Tövbe ile yapılan bir tövbe, günahta ısrar olmaktan çıkıyor.
https://sorularlaislamiyet.com/gunahta-israrcilar-kimdir
“Bütün âdemoğulları günahkârdır, günahkârların en hayırlıları ise tövbe edenlerdir.” (İbn Mâce, Zühd, 30)
buyurmaktadır Efendimiz (asm). Başka bir hadis-i şerif ise şöyledir:
“Canımı kudret elinde tutan Allah’a yemin ederim ki; eğer siz günah işlemeseydiniz, Allah sizi giderir, yerinize günah işleyip sonra Allah’tan bağışlanma dileyen bir topluluk getirirdi; Allah da onları bağışlardı.” (Müslim, Tevbe 9, 10, 11).
Bu hadisle tövbenin ehemmiyeti anlatılmıştır.
Nasuh tövbesi, işlenen günahlardan dolayı yürekten pişmanlık duyarak, bu günahları tamamen terk etme, Allah’tan af dileme ve bir daha asla aynı günahlara dönmeme kararlılığı (samimiyet) ile yapılan en içten tövbedir. Tahrim Suresi 8. ayette geçen bu ifade, “sütün memeye geri dönmeyeceği gibi” bir daha günaha düşmeme azmini içerir.
Nasuh Tövbesinin Temel Özellikleri ve Şartları:
- Samimi Pişmanlık: Günahın terk edilip ciddi bir keder ve pişmanlık duyulması.
- Tam Kararlılık: Bir daha o günahı işlememeye azmetmek.
- İstiğfar: Allah’tan mağfiret dileyerek günahı itiraf etmek.
- Hakkın İadesi: Eğer günah kul hakkı içeriyorsa, haksızlığa uğrayanlarla helalleşmek.
- Günahı Terk: Günaha teşvik eden ortam ve arkadaşlardan uzaklaşmak.
Kur’an’da Tahrim Suresi 8. ayette müminlerin nasuh tövbesiyle Allah’a yönelmeleri istenmiş, bu tövbenin günahları örteceği ve cennete vesile olacağı bildirilmiştir. Hz. Ali’ye göre nasuh tövbesi; pişmanlık, farzları kaza etmek, kul hakkını ödemek, bir daha dönmemek üzere söz vermek ve nefsini itaate alıştırmak gibi şartları içerir.
https://share.google/aimode/xb8Dpgzw29y1sNp0t
NOT: Tövbe bir daha asla günah islememek degildir, günah islememek icin azmi cezmi kastetmek tüm gücüyle mücahade etmektir, ayni günaha tekrar dönse dahi herdefasinda samimi tövbe edilirse günahta israrci sayilmaz ve en önemlisi, samimi bir sekilde tövbe eden kul tövbeli oldugu sürece nasuh tövbeli sayilir, yani günahsizdir cünkü Tevbe eden, günah işlememiş gibi olur. [İbni Mace]
Tekrar günah işlerim korkusu ile tevbeden vazgeçmemelidir! Günahkâr bir kul, tevbe edince, Cenab-ı Hak, hem o kulunun günahlarını affeder, hem de kulu tevbe ettiği için sevinir. İki hadis-i şerif meali:
(Çölde devesini kaybedip sonra bulan kimsenin sevinmesinden çok, Allahü teâlâ, kulunun tevbe etmesine sevinir.) [Buhari]
(Allahü teâlâ, tevbe edenin tevbesinden dolayı, susamış kimsenin, suya kavuşmasından, çocuğu olmayanın çocuk sahibi olmasından ve bir şey kaybedenin o yitiğini bulmasından daha çok sevinir. Her kim içten ve bir daha günaha dönmemek üzere Allah’a tevbe ederse, Allah da onun günahlarını yazan iki meleğe, kendi organlarına ve günah işlediği yere, bütün bunlara günahlarını unutturur.) [Ebu-l-Abbas] (Allahü teâlâ, herkese unutturunca günah işlediğine şahit kalmaz.)
Ne büyük lütuf ve ihsan. Biz günahımıza pişman olunca, Cenab-ı Hak seviniyor. Bir âyet meali de şöyledir:
(Ey müminler, Allah’a tevbe edin ki kurtuluşa eresiniz.) [Nur 31]
https://dinimizislam.com/detay.asp?Aid=2569
Deutsch
