Her binanın yangın merdiveni vardır, kanunen olmalıdır da. Acil çıkış yerleri insanlara ümit verir, tehlikeli zamanlarda o yollar bir ümit kapısıdır. Aynen öyle de, başımıza gelen ya da karşılaştığımız her zorlukta da çıkış kapıları, yolları vardır. Fakat bu yolları bilmezsek ümitsizliğin kollarında ezilir dururuz.
Allah buyuruyor: “Bizim uğrumuzda MÜCAHADE edenlere gelince, ELBETTE BİZ ONLARA YOLLARIMZI GÖSTERİRİZ ! Şüphesiz ki Allah, her zaman iyi davrananlarla beraberdir.” Ankebut Suresi 69
İşte bu sitenin amacı bu yolları arayıp bulmaktır, yaşamak ve duyurmaktır!
Mücahade -Büyük Cihad!
Büyük cihad, İslam geleneğinde bireyin kendi nefsine (kötü arzu ve isteklerine) karşı verdiği manevi mücadeleyi, ahlakı güzelleştirme ve kalbi arındırma çabasını ifade eder. Maddi veya fiziksel bir savaştan ziyade, insanın bencilliğiyle ve şeytanın vesveseleriyle mücadelesini kapsayan daha zor ve uzun soluklu bir “nefis terbiyesi” sürecidir.
Büyük Cihadın Temel Özellikleri:
- Nefis Terbiyesi (Mücahede-i Nefs): İnsanın bencil duygularını, şehvetini, kibrini ve kötü alışkanlıklarını kontrol altına alıp, bunları Allah’ın rızasına uygun hale getirme sürecidir.
- En Zorlu Mücadele: Nefis, sürekli kötülüğü emreden ve tuzaklar kuran bir yapıda olduğu için, ona karşı durmak fiziksel savaştan daha zor ve büyük bir cihad kabul edilir.
- Sürekli ve Uzun Soluklu Olması: Düşmanla yapılan savaş (küçük cihad) belirli bir dönemde biterken, nefisle mücadele insanın ömrü boyunca devam eder.
- Kalbi Arındırma (Tezkiye): Kalbi, Allah’tan başka her şeyden (masiva) temizleme, ihlas (samimiyet) ve takva sahibi olma çabasıdır.
- Ahlakı Güzelleştirme: Kötü huyları (kibir, haset, hırs) bırakıp, yerlerine güzel huyları (tevazu, kanaat, cömertlik) yerleştirme çabasıdır.
- İlahi Rızayı Hedefleme: Büyük cihadın amacı sadece manevi rahatlama değil, Allah’a yakınlaşmak ve O’nun rızasını kazanmaktır.
Kısa Özet:
Küçük cihad düşmanla, büyük cihad ise kişinin kendi iç dünyasıyla, nefsiyle ve şeytanın vesveseleriyle savaşıdır.
Sözlükte “güç ve gayret sarfetmek, bir işi başarmak için elinden geleni yapmak” anlamındaki cehd kökünden türeyen mücâhede kelimesi tasavvufun ilk dönemlerinden itibaren terim olarak kullanılmıştır. Terimin içeriğini, mücâhedenin üç türünden bahseden ve bunları direncini kırana kadar insanın şeytanla, ibadetleri Allah’ın emrettiği şekilde yerine getirinceye kadar nefsiyle ve cephede düşmanla cihad etmesi şeklinde sıralayan ilk sûfîlerden Hâtim el-Esam belirlemiş görünmektedir (Sülemî, s. 95). “Allah uğrunda hakkıyla mücâhede ediniz” (el-Hac 22/78) ve, “Allah yolunda mallarınız ve canlarınızla cihad ediniz” (et-Tevbe 9/41) meâlindeki âyetler mücâhedenin üç türünü de kapsamaktadır (Râgıb el-İsfahânî, el-Müfredât, “Cehd” md.).
Tasavvufta cihad ve mücâhede denilince genellikle kötülüğü emreden nefse (Yûsuf 12/53) ve şeytana karşı verilmesi gereken savaş; mücahid, müctehid ve ehl-i ictihad denilince de böyle bir savaş yürüten sâlik anlaşılır. İnsanın en azılı düşmanı nefsi olduğuna göre (Aclûnî, I, 143) ona karşı açılan savaşın da en büyük savaş olması gerekir. Cephede düşmanla yapılan savaşı küçük cihad (cihâd-ı asgar) olarak isimlendiren mutasavvıflar nefse karşı verilen savaşa da büyük cihad (cihâd-ı ekber) demiştir.
Ebû Osman el-Mağribî, nefsiyle sıkı bir mücâhedeye girişmeyen sâlikin tasavvuf yolunda yeni bir şey öğrenemeyeceğini belirtir. Allah’a hitaben kendisine nasıl ulaşılabileceğini sorduğunda, “Nefsini bırak da öyle gel” cevabını aldığını, bunun üzerine gömleğinden çıkan yılan gibi nefsinden ve benliğinden sıyrıldığını, nefsini riyâzet körüğüne koyup mücâhede ateşiyle kor haline getirdiğini ve on iki yıl melâmet çekiciyle döverek sahip olduğu mertebeye ulaştığını söyleyen Bâyezîd-i Bistâmî ile bazan kendini ayaklarından bir ağaca asarak, bazan da bir kuyuya baş aşağı sarkarak çile çıkardığı, Kur’an okuduğu ve bu durumda namaz kıldığı rivayet edilen Ebû Saîd-i Ebü’l-Hayr’ın nefis mücâhedeleri meşhurdur. Sehl et-Tüsterî’nin tasavvufta benimsediği ve mensuplarına tavsiye ettiği metot nefis mücâhedesiydi. “Mücâhid nefsiyle mücâhede eden kişidir” (Müsned, VI, 20; Tirmizî, “Feżâʾilü’l-cihâd”, 2) hadisine işaret eden Hücvîrî’ye göre nefisle mücâhedenin düşmanla savaşmaktan daha üstün kabul edilmesinin sebebi daha zor olmasıdır. Hücvîrî, nefisle mücâhede ve onu yönetmenin bütün din ve mezheplerde önemli olduğunu, büyük sûfîlerin mutlaka sıkı bir mücâhede döneminden geçtiklerini, çevrelerinde toplanan cemaate ısrarla nefse uymamayı ve ona muhalefeti ilke edinmelerini tavsiye ettiklerini belirtir (Keşfü’l-maḥcûb, s. 252). Ebû Muhammed el-Cerîrî de, “Tasavvuf barış değil savaştır” derken mücâhedenin devamlı olması gerektiğine işaret etmiştir.
Tasavvufta Hakk’a ermek için ahyâr, ebrâr ve şüttar olmak üzere üç tarikten (metot) bahsedilir. Bunlardan ikincisi olan ebrâr tarikini benimseyenler Hakk’a ermek için riyâzet, mücâhede ve çileyi esas alırlar. Bu yola mücâhede ve riyâzet ehlinin yolu adı da verilir. Bu yolda az yemek, az uyumak, az konuşmak ve münzevi bir hayat sürmek esastır.
Mücâhede takvâ, istikamet veya keşif mertebesine ermek için yapılır. Haramdan sakınmak ve günahtan korunmak maksadıyla gerçekleştirilen nefis mücâhedesinin bir adı da takvâ mücâhedesidir; bu bütün müminlere farzdır. İstikamet mücâhedesi takvâ mücâhedesi temelinde gerçekleştirilir ve onun ileri bir mertebesidir. Bütün müminler bu mücâhedeye teşvik edilmiştir. Gönüllü olarak yapılan bedenî ve malî ibadetler mücâhedenin bu kısmına girer. Keşif ehli olmak maksadıyla gerçekleştirilen zor ve çileli bir hayatı gerektiren keşif mücâhedesi ise farz veya sünnet değildir; bu mücâhedeye yerine getirilmesi güç birtakım şartlara riayet edilmesi halinde izin verilebilir (Gazzâlî, III, 72; IV, 395-403). Ancak tehlikeleri ve sakıncaları bulunduğundan bu yola girilmemesi ihtiyata daha uygundur.
Muhyiddin İbnü’l-Arabî mücâhedenin dört türünden bahseder. Ona göre “Allah mücâhede ehlini oturanlardan çok büyük bir ecirle üstün kılmıştır” meâlindeki âyette (en-Nisâ 4/95) mutlak mücâhedeye, “Allah yolunda mücâhede ederler” âyetinde (el-Mâide 5/54) mukayyed mücâhedeye, “Uğrumuzda mücâhede edenleri elbette kendi yollarımıza eriştireceğiz” meâlindeki âyette (el-Ankebût 29/69) keşif için yapılan mücâhedeye, “Allah için hakkıyla cihad ediniz” âyetinde (Hac 22/78) hakiki mücâhedeye işaret edilmiştir (el-Fütûḥât, II, 290). Hücvîrî de, “Uğrumuzda mücâhede edenleri elbette kendi yollarımıza eriştireceğiz” ifadesinin (el-Ankebût 29/69), “Yollarımızı gösterdiklerimiz uğrumuzda mücâhede ederler” şeklinde yorumlanabileceğine dikkat çekmiş ve, “Talep eden bulur” önermesi kadar, “Bulan talep eder” önermesinin de doğru olduğunu belirtmiştir (Keşfü’l-maḥcûb, s. 255).
Tasavvufî çevrelerde başlangıçtan beri mücâhedeyi yanlış anlayan ve yanlış uygulayan kişi ve zümreler olagelmiş, bu konuda aşırı gidenler kâmil mürşidler tarafından uyarılmıştır. Meselâ ilk sûfî müelliflerden Ebû Nasr es-Serrâc el-Lümaʿda ölçüsüz bir şekilde mücâhede yapanların düştükleri hatalara geniş yer ayırmıştır (s. 523-530). Mücâhedenin aşırı şekilleri tasavvuf karşıtı çevrelerde şiddetle eleştirilmiştir (meselâ bk. Ebü’l-Ferec İbnü’l-Cevzî, s. 199-205).
BİBLİYOGRAFYA
Râgıb el-İsfahânî, el-Müfredât, “cehd” md.; et-Taʿrîfât, “mücâhid” md.; Tehânevî, Keşşâf, I, 218; Müsned, VI, 20; Tirmizî, “Feżâʾilü’l-cihâd”, 2; Serrâc, el-Lümaʿ, s. 523-530; Kelâbâzî, et-Taʿarruf, s. 141, 147; Ebû Tâlib el-Mekkî, Ḳūtü’l-ḳulûb, Kahire 1961, II, 283; Sülemî, Ṭabaḳāt, s. 95; Kuşeyrî, er-Risâle (nşr. Abdülhalîm Mahmûd), Kahire 1966, s. 84, 265, 266; Hücvîrî, Keşfü’l-maḥcûb, s. 244, 251, 252, 255; Gazzâlî, İḥyâʾ, II, 243; III, 72; IV, 395-403; Ebü’l-Ferec İbnü’l-Cevzî, Telbîsü İblîs, Kahire 1928, s. 199-205; Ferîdüddin Attâr, Tezkiretü’l-evliya (trc. Süleyman Uludağ), İstanbul 1991, s. 198; Şehâbeddin es-Sühreverdî, ʿAvârifü’l-maʿârif, Beyrut 1966, s. 207; İbnü’l-Arabî, el-Fütûḥât, II, 290; Mevlânâ, Mesnevî, I, 19, 135; V, 308; İmâm-ı Rabbânî, Mektûbât, İstanbul 1963, I, 54-55; Aclûnî, Keşfü’l-ḫafâʾ, I, 143; Gümüşhânevî, Câmiʿu’l-uṣûl, Kahire 1298, s. 117; İsmâil Hakkı Bursevî, Şerh-i Usûlü’l-aşere, İstanbul 1291, s. 136.
Müellif: SÜLEYMAN ULUDAĞ
https://islamansiklopedisi.org.tr/mucahede
Deutsch
Günahsız insan yoktur, günah işleyeceğini bilen biri nasıl tövbe etmeli?
Soru: Günahsız kul olmaz, her insan günah işleyebilir ama diğer yandan tövbenin şartı günah işlememeye karar vermektir. Peki ozaman günah işleyeceğimizi bile bile nasıl tövbe edilir? [...]
Bin kere aynı günaha tövbe edip bozan, bin kere yolculuğa çıkıp yolda aynı engele takılana benzer. Akıllı olan tekrar olmaması için sebebini araştırır, tedbirini alır ve farklı bir yol dener…
Tövbe, o günahı bir daha işlememeye azmetmektir. Tövbe, insanı günahla barışık yaşamaktan kurtarıp, sürekli Allah’a yönelten bir süreçtir. Önemli olan, günah işlemek değil, günahta bile bile [...]
Bir tövbe bozulduğunda kendini salıvermenin sebebi nedir?
Soru: Bazen insan tüm günahlara tövbe ettiği halde bir bataklığa düştüğü zaman ‘nasılolsa başaramadım’ düşüncesiyle o bataklığa tamamen dalıyor, mesela harama bakmamaya karar veriyor, özellikle fuhuş [...]
Günahla Manevi Yükseliş…
İNSAN GÜNAH işleyebilen bir varlık. “Benim günah işlemem mümkün değil” diyebilen hiç kimse bulunmuyor. Her insan, şu veya bu şekilde, az veya çok, günah çukuruna yaklaşıyor, [...]
Sıkıntıdan Kurtulmak İçin Okunacak Dualar, Yunus Aleyhisselam’ın Duası…
“La İlahe İlla Ente Sübhaneke İnni Küntü Minezzalimin” Duası Hz. Yunus’un (a.s.) balığın karnında iken okuduğu dua ile ilgili hadis ve duanın fazileti. ذُو النُّونِ (Zünnûn), [...]
Günahların alışkanlık haline gelmesi neden tehlikeli ve bundan nasıl kurtulunur?
Günahların alışkanlık haline gelmesinin temel tehlikeleri şunlardır: Özetle, günahı alışkanlık edinmek, manevi hayatta geri dönülmesi zor bir yola girmek ve kişinin hem dünyasını hem de ahiretini [...]
Bir insan haramlardan sakınsa, sevap da mı kazanır? Günahı terk eden, ibadet etmiş olur mu?
Fıkıh kaideleri: Haramdan kaçmanın sevabı, farzları yapmanın sevabından daha fazladır. Haramdan kaçmak, farzı yapmaktan önce gelir… Soru Detayı – Bir insan Allah korkusundan haramlardan sakınsa sadece [...]
Farz Namazları aslında İki Rekat mıdır?
İslam alimlerinin büyük çoğunluğuna (icma) göre, mukimken (yolcu değilken) farz namazlar öğle, ikindi ve yatsı için 4, akşam için 3, sabah için 2 rekat kılınır. Kur’an-ı [...]
Sünnet namazları kılmak şirk midir?
Genel Ehli Sünnet alimlerine göre, Peygamber Efendimizin (s.a.v.) sünnetine uymak şirk değil, aksine Allah’ın emrettiği bir ibadet ve itaattir. Sünnet, Kur’an’ın yaşanmış hali kabul edilir ve [...]
Bağımlılık derecesinde alışkanlık haline gelmiş bırakılamayan günahların tövbesi nasıl olur?
Bu soruyu sorularlaislamiyet sitesine sormuştum. Verilen cevabı yetersiz bulunca soru cevap şeklinde yazışmalarımız devam etmişti, bu yazışmayı ve konuyla ilgili tüm araştırmalarımı buraya ekliyorum… Öncelikle bağımlılığı [...]
Allah hayvanların parçalanmasına neden izin veriyor? Suçsuz oldukları halde neden acı çekiyor?
“Masum, suçsuz, zavallı hayvanların başına gelen musibetler Allah’ın adaletine ters gelmiyor mu? Ne dersiniz Hocam?” Meseleye “fıtrî şeriat”ın kanunları açısından bakılırsa büyük ölçüde anlaşılır. Fıtrî şeriat [...]
Yolsuzluk malından sadaka olmaz !
Yağmaladıkları kamu malıyla güya hayır hasenatta yapıyorlar. Yolsuzluk malından sadaka olmaz ! Bu ifade, Prof. Dr. Ayhan Tekineş tarafından sosyal medya platformlarında ve video içeriklerinde dile [...]
Önüne gelene ‘hain, alçak, namussuz’ diyen birine tebliğci denebilir mi?
İsmini ve fotoğrafını kapatarak yazdıklarını gösterip anket yapsanız sonuç şöyle çıkar: Tipik bir AKP trolü. Dini terminolojinin üstüne boca edilmiş milliyetçilik sosu, kaba bir dil, önüne [...]
Kur’an-ı Kerim sureleri günümüzde neden nüzul sırasına göre sıralanmamıştır; günümüzdeki sıralama neye göre yapılmıştır?
Kur’an-ı Kerim’in iniş (nüzul) sırasına göre değil de günümüzdeki tertibiyle (Mushaf sırası) kitaplaşması, vahiylerin kronolojik bir tarihçe değil, ilahi hikmet, konu bütünlüğü ve konu odaklı bir [...]
Bir mürşide intisap etmeden kendimize göre zikir çekebilir miyiz?
Tek başına zikir çekmek İslamiyet’te caizdir ve oldukça faziletli bir ibadettir . Kur’an-ı Kerim’de Allah’ı ayaktayken, otururken veya yatarken zikredenler övülmüştür, bu da zikrin her an [...]
Kaza namazı hangi vakitlerde kılınabilir, belli bir vakti var mıdır?
En doğrusu ve en kurtarıcısı, namazın borcundan kurtulmaktır. Üç kerahet vakti dışında nerede ve ne zaman olursa olsun, bir vakit, bir günlük gibi ayrıntılara girmeden kaza [...]
Peygamberimiz’in bazı kötü amelleri işleyenlere lanet etmesi ne anlama geliyor?
Soru Detayı Imam Gazali “Dilin Afetleri ve Lanet” konusu açıklanan bir eserinde şunları yazıyor: “Lanet,” ‘Allah kâfiri, lanetin sebebi olan küfür üzerinde sabit kılsın.’ demek gibidir. [...]
İrademize yenik düşüp nefsimizin hevasına uyarak günah işlediğimizde kuranda ve hadislerde belirtilen “Hevasını ilâh edinen” lerden olup şirk suçumu işlemiş oluyoruz?
Soru Detayı: Günah nefsine yenik düsüp hevasına/tutkularına boyun eğmektir! Günahin manasi budur ve her mümin günah isleyebilir,bu ehli-sünnet ölcülerine göre sabittir! ben böyle biliyorum. Fakat Kuranda [...]
“HEPSİ BENİM”… Hayra vesile olan o hayrın sahibimidir? O hayırdan menfaatlanma hakkına sahibmidir?
Soru: Hayra vesile olan o hayrın sahibimidir? O hayırdan menfaatlanma hakkına sahibmidir? 2 kisi 15 yil önce bir isyeri acti, kimin patron oldugu belirlenmedi, sözlesmeye göre [...]
Gerçek fedakârlık; bugün neyi Allah için verebildiğimizle ölçülür !
İnsan bazen büyük sözler söyler… Ama mesele söz değil, yaşadığımız hayattır. Gerçek fedakârlık; bugün neyi Allah için verebildiğimizle ölçülür. Uykumuzdan, vaktimizden, paramızdan… Neyi feda edebiliyoruz? Çünkü [...]
Üzerinde çok fazla kaza namazı borcu olanlar hergün bir günlük kaza namazı yerine yarım günlük kılabilirmi?
Azda olsa, önemli olan devamlılıktır ! Tüm ehli-sünnet mezhepleri kaza namazı olanların geçmiş namazlarını bir an önce kaza etmelerinin (kılmalarının) esas olduğunu, mazeretsiz olarak namazı kasten [...]
Kur’an ve Sünnet Işığında Cariyeler ve Sömürülen Cinsellikleri
İslam’da Kölelik ve Cariyelik – Ali Rıza DEMİRCAN Kitabın özeti: Kurduğu Savaş Esirliği Sistemi ile gücü kırılan ve stratejik hedefleri tahrip edilen düşmandan esir alınmasını onaylayan [...]
Pornografi Bağımlılığı Kendiliğinden Geçmeyecek
‘Allah’ım sükunet bulacağım eşim yokken cinsel arzularımın şiddetlenmesinden sana sığınırım.’(Ebu’d-Derda r.a) İstenmeyen cinsel davranışlarla mücadele edenlerin yaptıkları genel hatalardan biri bu davranışları herkesten gizlemek ve bu [...]
Yatsı namazının vakti ne zamandır? İmsak vakti ne zaman girer? Vaktin girdigi yerde takdir olmaz!
‘Şafak kırmızılıktır, kırmızı şafak kaybolunca yatsı namazının vakti girer. İmsak vakti, beyazlığın ufuk üzerinde ilk görüldğü vakittir.‘ Nemâzın sahîh olması için, hem vaktinde kılmak ve hem [...]
Her belaya uğrayan kötü değildir, aksine…
İnsanlara bela, iki sebepten gelir. Ya işlediği günahlar yüzünden veya günahsız da olsa derecesinin yükselmesi için. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:(Küçük-büyük her musibet, affedilecek bir günah veya [...]
Ölmeden önce öleni Allah diriltir
Kim bu diinyanın perdelerinden ve karanlık vasıflanndan sıyrılarak iradi ölümü tadabilirse, Allah onu kendi yardımıyla tekrar diriltir. Kim bu diinyanın perdelerinden ve karanlık vasıflanndan sıyrılarak iradi [...]
Nefs, bir putmu? Nefsine boyun eğen, puta tapmış olurmu?
Bu arkadaşın böyle bir iddiası var: Kerem Önder “Nefs, bir puttur ve nefsine boyun eğen, puta tapmış olur!” / Kerem Önder” Nefs bir putsa ozaman her [...]
Mastürbasyon Yapmanın Hükmü – Porno izlemek günah mıdır?
Mastürbasyon her zaman haram değildir… Mastürbasyon Yapmanın Hükmü Mastürbasyon Yapmak Günah mı.? Müstehcen Filmlerin Zararları Porno izlemek günah mıdır? Ali Rıza Demircan Yani diyorki, izlemek dahil [...]
Günahtan kaçmak sevaptan önce gelir – Haramı Terk Etmek Farzdır
Günahtan Kaçınmak farzlardan Öncemi Gelir? Günahi terk etmek ibadet etmekten önceliklidir diye biliyorum. Bu eger dogruysa bunu mesela namaz acisindan nasil degerlendirmeliyiz. Namaz ibadetini terk etmekte [...]
Onlar, yaptıklarında bile bile ısrar etmezler
Yüce Rabbimiz, Kur’ân-ı Kerîm’de müminleri “Onlar çirkin bir şey yaptıkları veya kendilerine kötülük ettikleri zaman Allah’ı hatırlarlar da hemen günahlarının bağışlanmasını dilerler. Zaten günahları Allah’tan başka [...]